KapıKapı  AnasayfaAnasayfa  İletişimİletişim  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Duyuru
Değerli dostlar,
Sitemizi açtık. Mazimiz kadar temiz bir
sayfa üzerine letâif-i aşere yazdık ve devam ediyoruz.
İnşallah letaif.net yani nam-ı diğer talebe.forumzen.com
o vasat çizgisini hiç aşmadan ömrünü sona erdirecek.

,
 
Desteğini bizden ve birlikteliğimizden hiç esirgememiş,
o vefalı dostlara selam ile,
 
 
Editör
En son konular
» Ahir zaman alametleri
Perş. 8 Mayıs 2008 - 13:14 tarafından asa_i_musa

» turuncular..
Paz 20 Nis. 2008 - 17:47 tarafından cagri444

» erkeklerin arkadaşlıklıkları : )
Paz 20 Nis. 2008 - 17:45 tarafından cagri444

» Münir Derman (k.s.)
Çarş. 16 Nis. 2008 - 23:58 tarafından materyalite

» Muzaffer Özak Hz. Fransa Zikri
Çarş. 16 Nis. 2008 - 23:05 tarafından materyalite

» Esmer Hüzün - Mehmet Şamil Baş
Çarş. 16 Nis. 2008 - 15:55 tarafından Nezaketen

» Aysel Git Başımdan
Çarş. 2 Nis. 2008 - 13:14 tarafından mahzen

» Namaz hareketleri ne mana ifade ediyor ?
Paz 30 Mart 2008 - 21:54 tarafından Remziye

» Youtube'ye Nasıl girilir...
Paz 30 Mart 2008 - 18:02 tarafından mahzen

» VERA / Şahitlik ve Şehadet Gecesi
Paz 30 Mart 2008 - 17:52 tarafından Hazn

» Namazı erteleyenler için
Paz 16 Mart 2008 - 0:42 tarafından NUR CIFTCI

» ADI GÜZEL KENDİ GÜZEL MUHAMMED-Cemalnur SARGUT
Cuma 14 Mart 2008 - 12:52 tarafından uhuvvet

» ''Mutlu Ol! Bu Bir Emirdir...''
Cuma 14 Mart 2008 - 12:31 tarafından uhuvvet

» yorumu olan varsa lütfen!!!!
Paz 9 Mart 2008 - 18:06 tarafından NUR CIFTCI

» Münzevi Çığlık - Neşe Yeşilova
Cuma 7 Mart 2008 - 21:50 tarafından mahzen

Anahtar-kelime
vidyo zati hüsrev chat necmi ilahi birlikteliği ney nur gönül ILAHILER cumhuriyet allah bir iletişim söz abi sözler risale tanıtım zikir telçeker beddua site namaz rezalet
mahzen
letaif bekliyor /bekleniyor
 
 
Kitap Tavsiyeleri
www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al
Her Yer Kerbela
Perş. 17 Ocak 2008 - 20:18 tarafından Editör
Her Yer Kerbela

Yeryüzünün dört bucağında mazlum kanının oluk oluk aktığı bir zamanda
Kerbela'yı hatırlamanın vaktidir: Ben Kerbela'yım, Ali'nin gözyaşıyım,
etiyim, kanıyım, canıyım. Peygamber'in katında kim Ali'den daha değerli
olabilir ki! Ben Ali'nin hüznüyüm, ben Hüseyin'im. Şehitlerin efendisi
Hamza'yım ben.



Savaş alanına gönderilen Ali'nin kılıcıyım, Zülfikar'ım ben. Hangi
söz benden daha keskin olabilir ki! Ben Zeynep'in gönül sırrıyım.
Sakine'nin ruhuyum.

Cebrail'in kanadıyım, Muhammed'in yetimiyim. Beni O
[font:5d41=Verd...

[ Okuma komple ]
Yorum: 1 :: Yorumlara bak (Yorum yollamak)
Ali Bizim Şahımız /Muharrem
Perş. 17 Ocak 2008 - 20:14 tarafından Editör
Ali Bizim Şahımız

Muharrem yaklaşıyor...Yakında Kerbela'da 'cennet yiğitlerinin seyyidi olan Hz. Hüseyin'e kıyıldığı hüzün günleri başlayacak.
'Ben hüzün peygamberiyim' diyen Allah Elçisi'nin modern zamanlardaki en
büyük sevdalısı Mehmed Akif Ersoy'un diliyle söylemenin vaktidir :
'Yıllar geçiyor ki yâ Muhammed/Aylar bize hep Muharrem oldu/Akşam ne güneşli geceydi/Eyvah o da leyl-i mâtem oldu'
Muharrem kutlu ayların en kutlusu, hüzünlü günlerin en hazinidir.
Ali'nin gözünün nurlarından dördünün cennete uğurlandığı aydır.
Kerbela'da şehitlerin şahı Hüseyin dışında Hz. Ali'nin dört evladı daha
şehid olmuştur ve üçünün adı şöyledir : Ebubekir, Ömer, Osman.
Ali, Allah'ın sonsuz ve mutlak isimlerinden bir isimdir. Manası yüce
demektir. Ali, yücedir, Yüceler Yücesi'nden alır yüceliğini. Ali bizim
şahımızdır. Şah, sultandır. Ali, velayet sultanıdır. Ali'ye en çok
yakışa...[url=http://www.netkitap.com/kitap/75109/anadolu_mayasi.htm][/url]


[ Okuma komple ]
Yorum: 0 :: Yorumlara bak (Yorum yollamak)
"Mekkeyi inşa etmeden, Medineyi yaşayamayız"
C.tesi 12 Ocak 2008 - 6:11 tarafından Editör
M. COLIN TURNER: “Mekke’yi inşa etmeden, Medine’yi yaşayamayız”

İngiltere’deki Durham Üniversitesinin öğretim üyesi Prof. M. Colin Turner, 7 Ocak tarihli Yeni Asya’da Umut Yavuz’un yaptığı söyleşiyi sunuyoruz. (M. Colin Turner’in 1975 yılında ihtida etmiş bir İngiliz Müslüman olduğunu bilvesile belirtelim.)

BIR konuşmanızda, "Said Nursî bizi Mekke'ye çağırıyor" demiştiniz. Bu sözün anlamı nedir?

Bizi Mekke'ye çağırmanın anlamı özetle şudur: Bugün Müslüman grup ve topluluklarının çoğunun ana fikri şeriatı yeniden ihya etmek, tesis etmektir. Bu hareketlerin temel amacı İslâmî bir devlet yapısıdır. Bu ise İslâm’ın pratik ve uygulamaya dönük kurallarına bir odaklanma ve konsantrasyon anlamına gelmektedir. Bunun altında da, hepimizin imanlı olduğu fikrinden yola çıkarak, bu imanımızı pratiğe dökmemiz gerektiği fikri yatmaktadır.

Fakat Bediüzzaman'ın duruma yakl...

[ Okuma komple ]
Yorum: 0 :: Yorumlara bak (Yorum yollamak)
Gençliğin Cinsellikle İmtihanı..
Çarş. 28 Kas. 2007 - 16:15 tarafından Editör
Gençliğin Cinsellikle İmtihanı..

Ömer Baldik

Ummetimin hayirlilari, Allah kendilerine "Bela"dan bir sey verdiginde iffetlerini muhafaza edenlerdir. Dediler ki: "Bu hangi beladir?" Buyurdu ki o "Ask"dir.

Hadis-i Serif

Ravi: Hz. Ibni Abbas (r.anhuma)

CINSELLIGIN gencler icin sorun olmasi, bu zamana ozgu degildir. Her devirde gencler, ozellikle bulug cagindan itibaren ic dunyasinda karsi cinse karsi siddetli bir cinsel arzu duyar. Bu, onun fitratinda vardir. Onemli olan, bu arzunun mesru bir yoldan tatmin edilip edilmemesidir.

Aslinda bu durum, insani ic dunyasinda zorlayici bir etkiye sahip olan her turlu durtu ve egilim icin de gecerlidir.

Ornegin, acikma hissi, insanda tika basa tok olana kadar yemek yeme egilimi dogurabilir. Bu egilim karsisinda kisi, ac kalmadan, biraz yemeye, yeterince yemeye ya d...


[ Okuma komple ]
Yorum: 0 :: Yorumlara bak (Yorum yollamak)
TOPLUMU "TİKİ KIZLAR" MI YÖNETİYOR?
Perş. 12 Tem. 2007 - 19:15 tarafından Editör
TOPLUMU ‘TİKİ KIZLAR’ MI YÖNETİYOR?


‘Daha hareketli bir müzik açamaz mısın baba ya!’

Ailecek yaptığımız seyahatlerde, arabanın içinde nağmelenen alaturka müziğe sık sık itiraz edip, ‘Daha hareketli bir müzik açamaz mısın baba ya’ diye sızlanan küçük kızımın ağzından o ‘hareketli’ kelimesini her duyuşumda yüreğimin burkulduğunu bilmem söylememe gerek var mı? Onun o kelimeyle ne kasdettiğini çok iyi biliyordum ve o kelimenin tek başına kocaman bir popüler dünyayı işaret ettiğini dipten dibe sezinleyebiliyordum. Yüreğim burkuluyordu burkulmasına ama ilginçtir her seferinde öyle veya böyle nasıl oluyorsa oluyor kızımın istediği oluyordu… Onca hassasiyetimize ve titizliğimize rağmen, annesi ve ağabeyleri de dahil sanki hepimiz onun beğeni ve isteklerine göre şekil almak durumunda kalıyorduk. Ailemizin en azından müzik tercihi bakımından gizli iktidarı onun ellerinde gibiy...

[ Okuma komple ]
Yorum: 9 :: Yorumlara bak (Yorum yollamak)
Aylar geçiyor, Yıllar Peşisıra
Çarş. 20 Haz. 2007 - 16:39 tarafından Editör
Dakikaları, saatleri tutamazken yıllara meydan okuyamıyoruz. Kaç yıl geçti doğru bildiklerimizi öğrendikten bu yana. Kaç yıl? Ve yıllar da geçiyor pervasız. Biz de nehrin akıntısına bırakmışız kendimizi, artık nereye götürürse, bir yolculuk anlamsız!

Bilmediklerimiz bir yana, bilipte yapmadıklarımız var yığınlarca. Çok konuşurken, çok yazıp, çok çizerken bazen sadece konuşmuş olmaktan öteye gidemiyoruz. Hani üstadın ifadesinde ki gibi "İman etmek başkadır inkar etmemek bütün bütün başkadır."...

Yani ben Allah'ı inkar etmiyorum demekle iman etmiş olmuyoruz. Çünkü "İman etmek başkadır, inkar etmemek bütün bütün başkadır." Ve üstad bu ifadesinin bir paragraf altında sözlerini şöyle bitiriyor. "Yoksa, büyük günahları serbest işleyip istiğfar etmemek ve aldırmamak, o imandan hissesi olmadığına delildir."..


Hayatın hakiki anlamının peşinde koşarken bir çok şeyin bir amaç değil sadece bir araç ve bir bahane ol...

[ Okuma komple ]
Yorum: 2 :: Yorumlara bak (Yorum yollamak)
Sultan Ahmet Kitap Fuarı..
Cuma 21 Eyl. 2007 - 10:45 tarafından Editör
İstanbul Sultan Ahmet Kitap Fuarı İzlenimlerimiz Ve Fotoğraf Kareleri..





Türkiyede ki müsbet kitap fuarları arasında ayrı bir yeri olan Sultan Ahmet Kitap Fuarı'na dair resimleri sizlerle paylaşıyoruz..


Yorum: 16 :: Yorumlara bak (Yorum yollamak)
İçimde Bir Harici Var..
Perş. 6 Eyl. 2007 - 18:34 tarafından Editör
İçimde Bir Harici Var..



ÇOĞUMUZ İÇİMİZDE bir Hâricî yaşatıyoruz. Küçük meselelerde alabildiğine hassas olduğu halde, ondan daha büyük temel meselelerde bâriz yanılgılar yaşayan bir Hâricî… Ya da bazı meselelerde çok titiz, başka bazılarında ise can sıkıcı ölçüde lâkayt bir duruşumuz var. Bu elbette bizim bir Hâricî olduğumuz anlamına gelmiyor. Fakat o meş’um algının izlerini içimizden tümüyle söküp atabildiğimiz de söylenemez.

Dâvet ettikten sonra katline seyirci kaldıkları Hz. Hüseyin’e sahip çıkmayan ve bu utancı bir ömür boyu sırtlarında taşıyan Kûfe’lilerden birinin, Hz. Abdullah b. Ömer’e, elbisesindeki sineğin kanının hükmünü sorması, içinde yaşattığı Hâricî damarın dışavurumundan başka bir şey değildi. Ve lâyık olduğu şu cevabı işitmişti Hz. Abdullah’tan: “Hz. Hüseyin şehid edilirken seyreden sizler, şimdi gelmiş sineğin kanının hükmünü soruyorsunuz!”

Tamı ...

[ Okuma komple ]
Yorum: 4 :: Yorumlara bak (Yorum yollamak)
Namaz - 1
Cuma 20 Tem. 2007 - 11:54 tarafından Editör

Namaz - 1


DÜNYANIN İÇİNDESİN. Yarı çemberin içindesin. İçinde dünyaya küskünlük var . Yarı çemberin dışındasın. Asılı mı kaldın hayatta? Ya da sıkışık mı kaldın?

Sevinçli vahşi yüreğin ile günahkar yanmış yüreğinin derinliklerinden gelen bunaltı mı geriyor seni? Yoksa yoruldun mu? Bu gün yaşadıkların yordu. Anladım. Sadece bugün yaşadıkların değil. Sıkıntılı günlerden biriydi. Peki. Yok yok tam anlamadım. Bir daha söyler misin? Ruhunu sürgüne mi yolladın? Benliğini yüceltmenin sürgünündesin öyle mi? Azap verici bir gerilimin içindesin.

Konuşmak istemiyorsun. Gerginsin. Bunalımdasın. Ağlıyorsun. Yalnızsın. Kederlisin. Mutsuzsun. Kimse seni anlamıyor. Sen kimseyi anlamıyorsun. Kıyıda köşede kalmış gibisin. Durgunsun. Öfkelisin. Ne yapacağını bilmiyorsun. Ne yapmayacağını biliyorsun. Güçsüzsün. İçinde kötü şeyler olacak korkusu var. Kaygılısın. Heyacan basıyor. Tedirginlik bedenini uyuşturuyor.


[ Okuma komple ]
Yorum: 5 :: Yorumlara bak (Yorum yollamak)
Taşıyamayacağımız Kadar Yük..
Ptsi 20 Ağus. 2007 - 14:18 tarafından Editör
YÜK


HAYATIN AKIŞI içinde, her insanın semtine muhakkak uğrayan bir gerçektir musibetler. Hepimiz, hayat boyu, irili-ufaklı yığınla musibetle karşılaşırız. Kiminin etkisi bir günde biter, kiminin ise bir ömür boyu sürer.

Yaşadığı bunca musibet içinde, insanın altından kolayca kalkabildikleri vardır; ama kimi musibetlerin ağırlığı sanki hiç hafiflemeyecekmiş gibi çöker üzerimize.

Baktığımızda, böyle ağır bir musibet yaşamış insanların önemli bir kısmında bir ‘taşıyamama’ hali ve onun peşisıra gelen bir ‘isyan’ çıkar karşımıza. Yatay düzlemde duran “Bunu bana niye yapar?” gibi sorulardan, dikey düzleme uzanan “Niye ben? Bula bula beni mi buldun?” isyanına kadar, bir dizi tepki geliştirir insan.

Böylesi itirazlarla ya da kendi hayatımın akışı içinde yükü ağır gözüken bir musibetle karşılaştığımda, hatırıma hep bir Kur’ân âyeti gelir. Nâzil olduğu günden it...

[ Okuma komple ]
Yorum: 13 :: Yorumlara bak (Yorum yollamak)
Mevlana'nın Başına Gelenler...
C.tesi 11 Ağus. 2007 - 11:45 tarafından Editör

Mevlânâ’nın başına gelenler ışığında...


‘BU TOPRAKLAR’DAN söz açan bir insanın, ya ilk, ya ikinci, yahut üçüncü cümlede sözü birkaç isme getireceğini ezbere biliriz.

Biliriz, çünkü sittin senedir bıkkınlığa yol açan bir sıklıkla duymuşuzdur bunu.

‘Bu topraklar’ der demez, Mevlânâ’yı ilk, Yunus Emre’yi ikinci sırada zikreder birileri. Lutfederlerse, üçüncü ve dördüncü sırada Hacı Bayram-ı Velî ve Hacı Bektaş-ı Velî’yi de kaydederler. Bazılarının, işi Anadolu sınırlarına çıkarıp Ahmed Yesevî’yi de hatırladığı olur.

İlk sırada Mevlânâ’nın zikredildiği bu ‘bu topraklarda İslâm,’ ‘bu toprakların maneviyat erlerinin insan sevgisi, engin tevazuu ve hoşgörüsü’ türünden söylemler, hepimizde bir yanılsama üretir.

Bu ...

[ Okuma komple ]
Yorum: 3 :: Yorumlara bak (Yorum yollamak)
Gözler Nasıl Korunur - Alıntılar
Perş. 2 Ağus. 2007 - 23:23 tarafından Editör
Gözler Nasıl Korunur-Alıntılar

En küçük bir sineği bile birçok hikmetle yaratan, insanı elbette başıboş bırakacak değildir. Kâinatı şeriksiz ve nazirsiz idare eden, elbette insanı başka ellere teslim etmeyecektir.
...
bir Yaratıcıya inandığı halde, o inancı hayatına taşımayan; yalnızca kendini darda hissettiği anlarda bir ‘emniyet sübabı’ veya bir ‘yedek lastik’ olarak o imana müracaat eden bir gaflet ehli de bu emre kulak asmayacaktır. İstese bile, asamayacaktır. Çünkü, iç dünyasını her daim o Yaratıcının huzurunda olma şuuruyla diri ve uyanık kılmayan biri, vitesi boşalmış bir araba yahut dümensiz bir kayık misalidir. Eğime ve akıntıya uyar, nefis ve hevası onu nereye sürüklerse, oraya sapar. Vicdanı onu Yaratıcının emri ve de âhiret konusunda uyarsa bile, bunun bir faydası olmaz. Çünkü, âhiret o gaflet ânında çok uzaklarda gözükür. Oysa, önünde nefsinin iştihasını kabartan bir manzara vardır. Ve nefis tam bir miyoptur; y...

[ Okuma komple ]
Yorum: 4 :: Yorumlara bak (Yorum yollamak)
İslamın Fazlası...
C.tesi 11 Ağus. 2007 - 11:41 tarafından Editör
İslâm’ın fazlası


BUGÜNÜN MÜSLÜMANLARI bir ‘eksikli olma’ halet-i ruhiyesiyle yaşıyor dünya üzerinde. Hâzır medeniyetin müntesipleri dünya adına yapıp ettiklerinin üstüne oturup Müslüman âlemine tepeden bakarken, Müslümanların payına bir ‘eksiklilik’ duygusu düşüyor. Bu duygunun eşliğinde “Biz neden böyle olamıyoruz? Bizim neyimiz eksik?” sorusu ârız oluyor birden ve tam da o esnada bize tepeden bakanların cevabı geliyor: “Bizim gibi olmak için bize benzemelisiniz.”

Bu kısa cevabın açılmış haline baktığımızda ise, bizi biz, İslâm’ı da İslâm olmaktan çıkaracak bir yığın tavsiye, teklif, hatta dayatma karşılıyor bizi. ‘Normal’imiz olan nice şeyi onlara ‘anormal’ geldiği için silip atmamız, Allah’ın dininin kurallarını onların istediği gibi eğip bükmemi...

[ Okuma komple ]
Yorum: 0 :: Yorumlara bak (Yorum yollamak)
Modern Toplumun Kadına Verdiği Değer...
Paz 24 Haz. 2007 - 18:34 tarafından Editör
Modern Toplumun Kadına Verdiği Değer...


Şimdilerde arkamıza bakmadan gidiyoruz. Koşuyoruz. O kadar hızlı koşuyoruz ki önümüze bile bakamaz olduk. Bırakın arkamızda ki doğruları, yanlışları şimdi ki yaptıklarımızı bile sorgulayamıyoruz. Bir şeyleri kovalıyoruz günümüzde, topun peşinde koşan bir futbolcu kadar pervalı ve amaçlı bir kovalamaca bizimki. Topu yakalayıp gölü atmak istiyoruz. Ama insanın sahadaki bir futbolcuya göre daha anlamlı idealleri ve golleri olmalıydı aslında. Çünkü bir topu kovalayan yirmi iki kişi kadar anlamlı bir hayat yakışmazdı insanoğluna!

Toplumda kadının pozisyonu yıllardır tartışılmış. Tartışılmasa bile kadının toplumdaki yeriyle, insan vicdanının o yere ne kadar elverdiği genelde çelişir olmuş. Günümüzde de bazı kesimler mikrofonu her ellerine geçirişlerinde kadının sorunlarını dile getiriyor. Çağdaşlaşmayı kendine bir kutsal edinmiş modern toplumun buna verdiği cevabın pratikte açtığı yara...

[ Okuma komple ]
Yorum: 5 :: Yorumlara bak (Yorum yollamak)
Namaz - 2
Cuma 20 Tem. 2007 - 11:52 tarafından Editör
Namaz - 2


AMA OLMUYOR. Oturduğun yere çakılı kalıyorsun. Hoyrat bir el tutuyor seni. Ne kadar çok hoyrat eller var değil mi?

Kalbin ne kadar arzuluyor secdeyi. Ancak bu arzu sana kadar ulaşamıyor. Ulaşsa bile cılız ve güçsüz bir sesten öteye gidemiyor. Kalbinle aranda ses geçirmez bir duvar mı var dedin? Belki. Belki başka şeyler. Bilemiyorum. Cansız ve sönmüş bir bedenin içinde hayat bulmaya çalışıyorsun öyle mi?

Durmalısın önce. Sakinleşmelisin. Ne kendi üzerine silahı doğrultup canını yakmalısın ne de bahanelere sığınmalısın. İnsan kendini anlayabilmeli değil mi? Tamam. Duracağına söz vermen sevindirdi beni.

Melekler kalbine dokunamıyor diye üzülüyorsun. Meleklerin kalakaldığını hissediyorsun. Ağlayabilseler ağlayacaklar. Senin için ağlayacaklar. En derin acıyı çekecekler senin için. Sana dünyanın en değerli armağanını-Ona yaklaşma hissini kalbine bırakamadıklarından dolayı üzgünler. Sende mi ü...

[ Okuma komple ]
Yorum: 2 :: Yorumlara bak (Yorum yollamak)
Dinciliğin sonbaharı
Perş. 12 Tem. 2007 - 19:18 tarafından Editör
Dinciliğin sonbaharı


‘DİNCİLİK,’ OLDUM OLASI TUHAF, kekre bir söz olarak tınılamıştır kulağımda. Hassas yürekler için aziz ve mukaddes olan dinin ardına eklenen ‘-cilik’ eki onu pazarlayan, satan kişileri ya da onu yalnızca dünyevî bir ideoloji kılanları çağrıştırıyor bana.

Ama bu yazıda tam da bu tür insanlardan bahsedeceğim için, kullanışlı bir terim ‘dincilik.’

Dinî duyarlılığını dünyevî ikbâli için vasıta kılmayan, ancak dinî ihtizaz ve ihtiyar ile dünyasını anlamlandıran kişilere ise asla ‘dinci’ demek istemem. Onlar bu topraklarda yüzyıllardan beri akıp giden ve bu toprakları mayalayan dindarlardır. Elbette dünyayı anlamlandırma pratikleri arasında farklar vardır; ancak bu insanları buluşturan şey, dinin ahlâkî sorumluluk isteyen bir âmil olarak bu kişilerin hayatlarına girmiş olmasıdır. Din yalnızca bir dünya tasavvuru olarak değil, kişinin kendisine ve iç dünyasına çekid...

[ Okuma komple ]
Yorum: 2 :: Yorumlara bak (Yorum yollamak)
Maneviyatın "light" olanı
Perş. 12 Tem. 2007 - 11:06 tarafından Editör

Maneviyatın "light" olanı


"YİRMİNCİ YÜZYIL İNSANININ temel sorunu nedir?” diye sorar Rollo May ve kendi sorusuna kendisi cevap verir: ‘Boşluk.’ İnsanlar neyi istediklerini ve neyi hissettiklerini bilmemektedirler.

Burada boşluk sözcüğünü kelime anlamıyla almamak gerekir. Boşluk yaşantısı, insanlar kendilerini kendi hayatları ve içinde yaşadıkları dünyayı değiştirme bakımından etkili birşey yapamayacak kadar güçsüz hissettiklerinde sökün eder. İçsel boşluk ya da ‘içimizdeki yoksulluk,’ kişinin kendi hayatını yönlendirebilecek veya başka insanların kendisine yönelik tutumlarını değiştirebilecek bir aktör olamadığı durumlarda belirginleşir. Ümitsizlik ve çaresizlik galip gelir ve nihayet insanlar istemekten, irade etmekten de vazgeçebilirler.

Modern Batılı insan yüzyıllar boyunca rasyonalite, tekbiçim...

[ Okuma komple ]
Yorum: 0 :: Yorumlara bak (Yorum yollamak)
İstanbulda ki "bayanlar" a bir tavsiye..
Salı 10 Tem. 2007 - 15:57 tarafından Editör
Bu haberi sizinle daha önce paylaşmamanın verdiği üzüntüyle.. ve daha sonraya ertelememek için diğer işlerimizden çaldığımız zamanlarla, sizinle bu "nimeti" paylaşıyoruz.

siz bayan olmayabilirsiniz.. ama çevrenizde ki bayanlara bilgi verebilirsiniz..

İSTANBUL MORAL KÜLTÜR MERKEZLERİ..



ÜSKÜDAR MORAL KÜLTÜR MERKEZİ'NİN TANITIMI

Çok değil bundan üç yıl kadar evvel sıcak, şirin, huzur dolu bir kültür merkezi kuruldu; güzel Üsküdar'ımızın bağrında. Ve İstanbul semalarına yükselen ezanlar eşliğinde bir isim verdik Ona "Üsküdar Moral Kültür Merkezi"…

Evrensel bir kuşatıcılığı kendine ilke edinerek tıpkı bir Mevlana hoşgörüsü ile açtı kapılarını herkese. Her geçen gün biraz daha yalnızlaşan, birbirinden uzaklaşan kent yaşamında Üsküdar Moral Kültür Merkezi, tatlı bir tebessüm ve samimi bir yöneliş ile karşıladı konuklarını…

Gayemiz insana, ins...


[ Okuma komple ]
Yorum: 1 :: Yorumlara bak (Yorum yollamak)
İstanbul'da Mevlana Yılı Etkinlikleri..
Salı 10 Tem. 2007 - 23:19 tarafından Editör
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü tarafından düzenlenen, Kültür AŞ. tarafından organize edilen ve 17 Aralık’a kadar devam edecek olan ‘2007 Mevlâna Yılı Etkinlikleri’ ücretsizdir.
“2007 MEVLÂNA YILI”
ETKİNLİKLERİ
PROGRAMI



*Etkinlikler halka açık olup katılım ücretsizdir.

1. “Rûmî - Senfonik Gösteri”
Konser
Şef ve Besteci: Orhan Şallıel
Anlatım: Yılmaz Erdoğan
Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu
19 HAZİRAN 2007 SALI, 21:00

2. “Mevlâna ve Dua”
Konser
Mercan Dede Konseri
Topkapı Sarayı, 1. Avlu, Aya İrini
30 HAZİRAN 2007 CUMARTESİ, 20:00

3. “Yüzyılları Aydınlatan Işık”
Fotoğraf Sergisi Sanatçı: Halit Ömer Camcı
Topkapı Sarayı, 1. Avlu
30 HAZİRAN 2007 CUMARTESİ, 20:00

4. “Notalarda Hoşgörü”

[ Okuma komple ]
Yorum: 0 :: Yorumlara bak (Yorum yollamak)
Aylar Geçiyor, Yıllar Peşisıra 2
Paz 8 Tem. 2007 - 10:49 tarafından Editör
Dakikalara meydan okuyamazken, saniyeler bile asiyken, aylar ve yıllar kayıyor avuçlarımızdan. Geçiyorda geçmesine bizden de alıp götürüyor bişeyleri. Ne zamanı tutmak mümkün, ne de zamana karşı durmak. Sanki her geçen saniye ölümün habercisiymiş gibi geliyor bazen. Saçımdaki ağırmalar, yüzümde ki kırışmalar bana bunu anlatıyor çoğu zaman.

Yılların bu kadar pervasız geçmesi ne kadar acı aslında öyle değil mi? İnsanın elindeki tek sermaye zamanın geçip bitmesi; sizce insanı hangi sona sürüklüyor dersiniz. Sonu olmayan bir başlangıçta demek mümkün buna. Geçen zamanların hesabını veremedikten sonra, geçmesinin ne ehemmiyeti var; ziyandan başka...

Hayat bir koşuşturmadan ibaret şu günlerde. Aslında hep öyleydide günümüzde üstümüze düşen vazife çoğaldı. Haliyle bizde hızlı koşuyoruz. Bu ara yükselen trendleri kaçırmamak için, modada geri kalmamak için, dünyayı ve ülkeyi kurtarmak için siyaset haberlerini kaçırmıyor, en güzide yorumlarımızıda esirgemiyoruz. Senai De...

[ Okuma komple ]
Yorum: 0 :: Yorumlara bak (Yorum yollamak)
Risale-i Nur kalbimizi yeniden yazıyor...
Paz 1 Tem. 2007 - 16:31 tarafından Editör
Derin bir duyarsızlaşma içinde yaşıyoruz. Duyarsızlığı yaşayanlar olarak, söz konusu duyarsızlığı fark etme fırsatımızıda kaybediyoruz. Fark etmediğimizden farkında olmayınca da, bir insan olarak yere, göğe, güneşe, toprağa, suya getireceğimiz farkıda kaybediyoruz. Böylece tüm kainatı ıskalıyoruz, bütün renkleriyle hayatı yitiriveriyoruz.

Duyarsızlık herkese kaybettiriyor. Duyarsızlıkla kendini inanmış sayan da, inançsız olduğunu varsayan da kaybediyor. İnanan, duyarsızlıkla, inanmanın lezzetini yakalayamıyor, imanın zevkine eremiyor; kalbi cehennemin ve ebediyetin tadına körleşiyor. İnanmayan da, küfür ve delaletin sancısını hissedemiyor, ağrı çekmeyen kanser hastası gibi kendini iyi hissettikçe kötüleşiyor.

İnananlafın tarafında, sözüm ona 'islamcılık' olarak sivrilen tarafgirlik heyecanı, bu duyarsızlığın bıraktığı boşluğu sahte zevklerle doldurmaya çalışıyor. Müslüman olmanın lezzetini ve inanmanın zevkini, kendini birilerinin yanında ya da karşısında ...

[ Okuma komple ]
Yorum: 1 :: Yorumlara bak (Yorum yollamak)
Bu Ülkede En Ucuz Şey Düşünce..
Salı 26 Haz. 2007 - 18:56 tarafından Editör
Bu Ülkede En Ucuz Şey Düşünce..


Ancak, sağlı-sollu, dinli-dinsiz hangi internet sitesine girseniz bir okuduğunuz yazıya, bir de yazıların altındaki ‘yorumlar’ kısmına yazılanlara baktığınızda gördüğünüz bir gerçek var: Bir sayfaya bakıp birkaç saniye içinde bakıp okumaktan vazgeçenler kadar ağırlıklı bir yekûnü de, bir sayfaya birkaç saniye içinde bakıp yazıyı ‘anlayanlar’ teşkil ediyor! Asıl vahim olanı da bu! Yazının içeriğini, yazarın ne demek istediğini, hangi cümle ile ne kasdettiğini kavramanız, dakikaları o sayfada geçirmenizi şart kılan bir dikkat gerektiriyor gerçekte. Ama ‘yorum’ namına yazılanlara bakınca görüyorsunuz ki, yazarın ne dediğini ‘okumadan anlayanlar’ da var. Bekleneceği üzere, ‘eksik’ ve daha da kötüsü ‘yanlış’ anlayanlar!

Doğrusu, sağlı-sollu, dinli-dinsiz farketmez, yazıya yorum kısmı da içeren internet sitelerinin yorum kısımlarına göz attığı...

[ Okuma komple ]
Yorum: 1 :: Yorumlara bak (Yorum yollamak)
Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir :: 1 Arama motorları

Kayıtlı Kullanıcılar: Yok
Arama motorları :Yahoo!


[ Bütün listeye bak ]

Sitede bugüne kadar en çok 44 kişi Perş. 22 Mart 2007 - 13:01 tarihinde online oldu.
.... ... ... ....